Ceren Avşar’ın ‘Ses, Gövde, Zihin’ Kitabı Üzerine (Cengizhan Genç)

“Süreklilik imgelerinin herhangi birini yakından incelemek yeterlidir;
her zaman süreksiz olanın çizgilerini görürüz.”
Gaston Bachelard


(…)
Şiirin Başarılı Poetik Tercihleri

Ses, Gövde, Zihin ilk bakışta uzun bir şiir olarak görünse de aslında tek bir düşünce çekirdeği etrafında kuruluyor: Varlığın dünyada kapladığı yer. Ve günümüz şiirinde sıkça gördüğümüz parçalı yapı yerine tek bir merkezî imge etrafında gelişiyor.

Şiirin daha ilk sayfalarında ortaya çıkan “çok yer kaplama” fikri yalnızca fiziksel bir hacim meselesi olarak değil; sesin, zihnin, bedenin, hatıranın ve ölümün kapladığı metafizik alanı da içine alacak şekilde genişliyor. Ceren Avşar bu temel fikri şiirin sonuna kadar terk etmeyerek metnin dağınık görünmesine rağmen merkezini koruyor. Avşar; sesi, gövdeyi ve zihni birbirinden ayırarak değil, aynı varoluşsal yükün farklı görünüşleri olarak ele alıyor şiir boyunca. Bu sayede de şiir başlangıçta ortaya koyduğu çekirdek düşünceyi terk etmeyen bir yapıya kavuşuyor.

Özellikle şiirin tamamına yayılan soyut kavramların somut nesneler aracılığıyla düşünme eğilimi şiirin duygusunun ve öznenin yaşamakta olduğu duygunun anlaşılabilir ve ulaşılabilir bir noktaya çekilmesine olanak sağlıyor. Şiirde bilinç, ölüm, varlık ve zaman gibi kavramlar doğrudan teorik bir söylem içinde verilmeyip tuz, bezelye, kum, tohum, toprak, şelale, fare, kedi, masa, yetimhane, mezarlık, patrikhane, cami, katedral, kefen ve solucan gibi hayvanlar/nesneler aracılığıyla görünür hâle geliyor. Bu tercih şiirin düşünsel ağırlığını taşırken aynı zamanda şiirselliğini de korumasını sağlıyor. Bu sayede de şiirde nesneler ve hayvanlar üzerinden soyut kavramlarla kurulan bağ şiiri sadece bir fikir metni olmaktan kurtarıyor. Tuz, bezelye, kum, tohum, şelale, fare, kedi, mezar, kefen, solucan gibi maddi unsurlar şiirdeki düşünsel yükü taşıdıkları için şiir yalnızca felsefî bir metin olmaktan çıkarak şiirsel bir deneyime dönüşüyor. Özellikle fare ve kedi etrafında kurulan takip ilişkisi, içerideki ses ile dışarıdaki tehdidin birbirine karışması, öznenin kendi içine kaçışı gibi unsurlar şiirin imgesel gücünü artırıyor.

Ölüm kavramının romantik bir son ya da trajik bir felaket olarak ele alınmayıp daha çok biyolojik, maddi ve kaçınılmaz bir dönüşüm olarak görünmesi klişe olabilecek durumların önüne geçiyor. Solucanlar, mezar, çürüme, nefes ve beden arasındaki ilişki ölümün fiziksel boyutunu görünür kılarak “Ölüsü bile / ne çok yer kaplıyor” (s. 30) dizeleriyle şiirin merkezindeki metaforun ölümden sonra da sürmesini sağlıyor. Böylece şiirin temel problemi yalnızca yaşamla ilgili olmaktan çıkarak ölüm sonrasında da devam eden bir ontolojik soruya dönüşüyor. (…)

Cengizhan GENÇ
buzdokuz.com / 21 Haziran 2026


Yazının tam metnine https://www.buzdokuz.com/2026/06/ceren-avsarin-ses-govde-zihin-kitabi-uzerine/ adresinden ulaşabilirsiniz.


Ses, Gövde, Zihin (tam metin pdf) : https://upas.evvel.org/sesgovdezihin.pdf


Ceren Avşar’la ‘Ses, Gövde, Zihin’ kapsamında gerçekleştirilen bir söyleşinin tam metnine https://upas.evvel.org/?p=3436 adresinden ulaşabilirsiniz.